hikmet  

 I   I    I  I  I  I  I  I  I  I  I  I

ANA SAYFA     ŞİİR     ŞİİR GÖNDER     ŞİİRLERİN    SESLİ ŞİİRLER     EDEBİYAT      YAZI VE ŞİİR GÖNDER     İSLAM DİNİ      İLETİŞİM  

  Dünya için aklınla, Ahiret için kalbinle çalış,                                                                                KONUK DEFTERİ       SİTE HARİTASI

menü
  
 
 
   POETİKA
   ŞAİRLER
   ŞİİRLER
   SESLİ ŞİİR
   RESİMLİ ŞİİR
   SLAYT ŞİİR
   SENİN ŞİİRİN
   ŞİİR GÖNDER
 
 


  

 
 
   EDEBİYAT
   TÜRK DİLİ
   EDEBİYAT TÜRLERİ
   HALK EDEBİYATI
   DİVAN EDEBİYATI
   TÜRK KÜLTÜRÜ
   TÜRK DESTANLARI
   TİYATRO
   ATASÖZLERİ
   DEDE KORKUT
 
 
  
 
 
  TUNA ÜLKÜ
  OĞUZ YANIK
  FATİH ERDURAN
  SEYFULLAH DÜZGÜN
  İBRAHİM GÜVEN
  YALÇIN ERDURAN 
  HİKMET YANIK 
  M. FATİH KARAASLAN
  KENDİNİ EKLE
  TÜM ŞAİRLER
 
 
  
 
 
   N.FAZIL KISAKÜREK
   M.AKİF ERSOY
   Y. BÜLENT BAKİLER
   SEZAİ KARAKOÇ
   NAZIM HİKMET RAN
   NURULLAH GENÇ
   CEMAL SAFİ
   ABDURRAHİM KARAKOÇ
   BÜTÜN ŞAİRLER
 
 
  
 
 
   KARACAOĞLAN
   YUNUS EMRE
   AŞIK VEYSEL
   PİR SULTAN ABDAL
   BÜTÜN OZANLAR
 
 
  
 
 
Fon Müzikleri
Radyo İlahi
İslami Sesli Şiir
 
 

 
www.free-counter-plus.com
Advert
 

                     ÇİLE'DEN

 

anlamak yok çocuğum,

anlar gibi olmak var.

akıl için son tavır,

saçlarını yolmak var.

(N. Fazıl)

 PageRank

 
 
 
Sayfa  İçeriği  
 

 

:: SÖZÜN ARKASI ::

 

Sözün Arkası Ana Sayfa

 

 
            SÖZLERİN ARDINDA
  Yolunacak Kaz

   

Osmanlı hükümdarları içinde tebdil-i kıyafet eyleyip halkın arasına çıkanlar II.Isman, IV. Murat, III.Osman, III.Selim ve II.Mahmut ile sınırlıdır.Bunlardan sonuncusu, bir yaz gününde yanına iki mabeyincisini alarak yollara dökülür. Sirkeci'ye gelip bir sandala binerek Beylerbeyi'ne geçeceklerdir. Şanslarına, ihtiyar bir kayıkçı düşer. Amma ne kayıkçı! Yılların tecrübesi ile artık neredeyse İstanbul Boğazı'nda görünen yolcuları hallerine, tavırlarına ve kılık kıyafetlerine bakarak köylerini söyleyecek kadar tanımaktadır. Bittabi bu seferki yolcularının da kimliklerini hemen anlar. Ancak asla ses çıkarmaz ve işini yapar.
      Beşiktaş önlerine gelindiğinde padişah kayıkçıya,
-Baba,der.32 ile nasılsın?
      İhtiyar hiç tereddüt etmeden cevaplar:
-32'i 30'a vuruyorum, 15 çıkıyor.
      Biraz sükuttan sonra padişah, yeniden kayıkçıya laf atar:
-İşitiliyor ki son zamanlarda şehirde hırsızlar ziyadeleşmiş; senin evine de giren oldu mu?
-Bundan iki ay evvel biri girdi.Son günlerde birisi daha dadandı ya! Bakalım ne olacak?
       Padişah sükut eder.Kayıkçı işine devamdadır. Ancak mabeyinciler konuşulanlardan bir mana çıkarmak için kıvranıp durmaktadır. Bu durum, padişahın gözünden kaçmaz ve kayık, Beylerbeyi iskelesine yanaşmak üzereyken kayıkçıya sorar:
-Babalık, sana iki besili kaz göndersem, yolabilir misin?
-Hay hay efendi, ruhları duymaz, cascavlak ederim.

    Padişah sandala bir kese akçe atar ve karaya çıkarlar. Gel gelelim mabeyinciler meraktadır. Nihayet ertesi gün, hünkar ile kayıkçı arasında geçen konuşmayı anlamak üzere doğruca Sirkeci sahiline. Öyle ya bir vesile ile padişah hazretleri bu konuyu açar da sözlerin manasını kendilerine soruverirse!
    İhtiyarı, kayıkçılar kahvesinde bulurlar. Bir kenara çağırıp hususi görüşmek istediklerini söylerler. Dışarı çıkıp kayıkla biraz uzaklaşırlar. Adamlar hemen sadede gelerek:
-Baba dün Beylerbeyi'ne üç yolcu götürdün.
-Belki.
-Onlardan ikisi biz idik; seninle konuşan da hünkarımız hazretleriydi.
-Bir hatamız mı oldu ağalar?
-Hayır da biz konuştuklarınızı merak etmekteyiz.
-Canım mahrem şeyleri mi söyleteceksiniz bana?
-Haşa! Ancak...
    İhtiyar nazlanırken ağalardan biri bir kese altın çıkarıp avucuna sıkıştırır. O zaman ihtiyar, kayığı yönünü Sirkeci'ye doğru çevirip anlatmaya başlar:
-Sultanımız buyurdular ki 32 ile nicesin? Yani geçimin nasıldır,demek istedi. Ben de ağzımda 32 dişim var; onu bir aya göre ayarlıyorum. Ay otuz, ben ise 15 gün ancak iş bulabiliyorum, dedim.
-Eeee?
    İhtiyar yine nazlanır. Bu sefer diğer mabeyinci keseye kıyar. İhtiyar devam eder:
-Sultanımız son aylarda hırsızlar çoğaldı, sana da gelen oldu mu dedi. Yani "kaşık hırsızlarını" kastederek 'Son günlerde evlenmeler arttı. Senin çocuklarından da evlenen oldu mu' demek istedi. Ben de "Evet evime bir hırsız girdi, yani oğlumun biri evlendi; diğeri için de hazırlıklar var, bakalım, Allah Kerim dedim. Hünkarın hırsızdan kastı, kaşık hırsızı, yani gelin idi.
    Mabeyinciler "Meğer ne kadar basitmiş!"manasında birbirlerine bakarken kayıkçı sandalı iskeleye yanaştırır.
- Ya üçüncü sual ne idi?
     İhtiyar yavaşça sandaldan çıkıp misafirlerini etekleyerek şu cevabı verir:
-Aman efendim kerem buyurunuz. Padişah efendimiz buyurdular ki iki besili kaz... Allah ömrünüzü arttırsın, işte sizleri gönderdi.
     
     O günden sonra bu hadise, halk arasında şüyu bulur ve kolay para kaptıranlar için "yolunacak kaz" deyimi dilimize yerleşir.
 

 
menü

 
 
 
  Hikmet YANIK

İman ve İnsan

 
 
 
 
  Eğitimci
 

Ulufe mi, Cülus mu?

 
 
 
 
  Eşref YAVAŞİ

 

 

 Karadeniz

Kültürü Üzerine

 
 
 
 
  Ahmet PERVANE
 

Kadınlar Ne İster?

 
 

:: REKLAM ::

 

 
 
 
 » Türk Sanat Müziği
 » Türk Halk Müziği
 » Slov Müzikler