|
Vaktiyle Derviş Mehmet adında biri
varmış. Derviş gayet küfürbaz imiş.
Herkes dervişin küfründen bıkmış.
Hemen her gün derviş hakkında şeyhe
beş on şikâyetçi gelirmiş. Şeyh
gayet sevilen ve nüfuzlu biri imiş.
Derviş Mehmet de şeyhine son derece
hürmet edermiş. Edermiş ama şeyhinin
bu kadar nasihatine, kendisinin bu
kadar tövbesine rağmen yine de
küfründen vazgeçmez imiş. Öyle
bir huy olmuş ki ne kadar yemin etse
yine kendini küfürden alamazmış.
Şeyh bakmış ki olacak gibi değil,
Dervişin ağzına, dilinin altına bir
bakla koymuş. Derviş, ne zaman küfür
için ağzını açsa, dilinin altındaki
bakla buna izin vermeyecek, o da
küfürden vazgeçerek ağzını
kapayacak. Bunun gerçekten etkisi
olmuş. Derviş Mehmet ağzındaki bakla
sayesinde küfür edemez bir hale
gelmiş. Bir gün şeyhiyle bir türbeyi
ziyaretten dönüyorlarmış. Bir evin
penceresinden bir kız çocuğu
bağırmış;
- "
Aman şeyh efendi durunuz! " Şeyh,
müridi Derviş Mehmet ile durmuş.
Hafif hafif yağmur da çiseliyormuş.
Herhalde evden bir gereği var diye
beklemişler. Fakat aradan beş on
dakika geçmiş, ne kapı açılıyor ne
de çağıran oluyor. Bu arada yağmurda
gittikçe artmaya başlamış. Şeyh,
müridine git kapıyı çal demiş.
Derviş Mehmet kapıyı çalıp işi
anlayayım derken ikinci bir feryat;
- "
Aman, Allah aşkına! Biraz
bekleyiniz, şimdi bitecek. "
Anlaşilân kadınlar içeride iyice
örtünmediler veya odaları
topluyorlardır ya da önemli bir
sebep vardır diye şeyh ve müridi
beklemeye devam etmişler. Aradan
yarım saat geçmiş, yine ses yok.
Hala yağan yağmurun altında
ıslandıkları için iyice hiddetlenen
şeyh bu sefer bizzat kendisi kapıya
doğru gitmiş. Tam kapıyı çalacağı
sırada pencereden bir ses;
- "
Şeyh efendi, işimiz bitti. Artık
gidebilirisiniz. " demiş. Yağmurun
ıslaklığını sırtında hisseden şeyh
hiddetle sormuş;
- "
Peki kızım, bizi bu kadar zaman neye
beklettiniz? "
- "
Efendim, tavuklarımız kuluçkaya
oturmuşlardı. Komşumuz ebe nine,
tavuğun sahibi tarafından eğer bir
süre büyük bir kavuğa bakılırsa
civcivlerin tepeli olacağını
söyledi. Onun için deminden beri
annem sizin kavuğa bakıyordu! " Kız
çocuğu bunu söylerken Derviş Mehmet,
yalvarırcasına ve manidar bir
şekilde şeyhinin yüzüne bakmış.
Bizim Şeyh, Derviş Mehmet'e, deyim
halini alacak olan sözünü işte o
zaman söylemiş:
- "
Lan Derviş, çıkar dilinin
altındaki baklayı! "
|