Sezai Karakoç, 1933 yılında
Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde
dünyaya gelir. Babası Yasin
Efendi’nin koyduğu isim Muhammed
Sezai’dir. Nüfus kayıtlarında Ahmet
Sezai olarak geçer. Dedeleri, Ergani
ve yöresinde oldukça etkin
kişilerdendir. Babasının babası
Hüseyin efendi, Plevne savaşına
katılmış; Gazi Osman Paşa’nın
takdirini kazanmıştır. Aile
Leventoğulları olarak anılır.
Şairin çocukluğu Ergani, Maden ve
Dicle ilçelerinde geçer. Altı
yaşında ilkokula başlar ve 1944’te
Ergani’de ilkokulu tamamlar. Maraş
ortaokuluna parasız yatılı öğrenci
olarak kayıt yaptırır.1947 de burayı
bitirerek Gaziantep’te yine parasız
yatılı lise öğrenimine başlar.
Gaziantep lisesinden 1950’de mezun
olur. Felsefe okumak istediği için
İstanbul’a gider. Fakat babasının
arzusu ilahiyat fakültesidir. Kendi
parasıyla okuyamayacağını anlayınca,
o zaman parasız yatılı kısmı bulunan
Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavına
girer. Sınav sonuçlarını beklerken
de Felsefe bölümüne kayıt yaptırır.
Eğer sınavı kazanmazsa felsefe
eğitimi yapacaktır.
Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini
kazanarak başladığı yüksek
öğrenimini, 1955’te fakültenin mali
şubesinden mezuniyetle tamamlar. Pek
çok resmi görevde bulunur. Görevi
icabı Anadolu’yu çok gezer ve birçok
il, ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı
bulur. 1960-1961 yıllarında yedek
subay olarak askerlik görevini
yerine getirdikten sonra görevine
kaldığı yerden devam eder. 1965’ten
1973’e kadar birçok kez istifa eder.
1973’ten bu yana da hiçbir resmi
görev almaz.
Kurucusu bulunduğu ‘Diriliş
Yayınları’ ve ‘Diriliş Dergisi’ ile
İstanbul’da hizmete devam eder. 1990
yılında ‘Güller Açan Gül Ağacı’
Amblemiyle Diriliş Partisini
(DİRİ-P) kurar. Yedi yıl Partinin
Genel Başkanlığını yürütür. Ancak
1997’de iki genel seçime girmedi
gerekçesiyle parti kapatılır.
Devlet, millet ve medeniyet
kavramlarına farklı boyutlarda anlam
yükleyen Sezai Karakoç’un kırk-bir
yıllık ‘Diriliş’ doktrini etrafında
düşünsel alanda bir Diriliş Nesli
oluşur.
Şiir, sanat ve düşünce ile yüklü
hayatına, çilesine, duygu ve
duyarlıklarına değinmek çok da kolay
değil. Bunun için büyük bir çalışma
gerekir. Kısaca, ‘şiir üslubu
bakımından, az çok İkinci Yeni’ye
yakın sayılsa da, şiirinde işlediği
temalar, inandığı değerler
bakımından şiirimizde yeni ve
değişik bir sestir’ demek mümkün.
Şiir Kitapları:
Körfez (1959), Şahdamar (1962),
Hızır'la Kırk Saat (1967), Sesler(1968), Taha'nın Kitabı
(1968), Kıyamet Asisi (1968), Mağara
veIşık
(düzyazı şiirler, 1969), Gül Muştusu
(1969), Zamana AdanmışSözler (1970), Ayinler
(1977), Leyla ile Mecnun (1981),
Ateş Dansı
(1987)...