|
GÜLNARE

ben, yıpranmış sokaklar ortasında
avare
sen, kırgın bir ülkenin süreyyası:
Gülnare
honçalı novroz gelir; bir de siyah
ve sarı
dalgalanır göklerde bir kuşun
kanatları
her nağme, dudağında çarpılmış
karanfil
sana tutkun atlılar şimdi yorgun ve
sefil
göğsünde, kıskandığım bir rüyadır
kırmızı
nerdesin, ey masallar ülkesinin son
kızı
dokunmuyorsa kalbim o mazlum
kitabeye
ayışığı düşer mi kanlı bir harabeye
sensiz çöl, ıssızlığın kahrıyla
zehirlendi
yalnız bulutlar değil, vahalarda
kirlendi
mahşeri bir serabın ardından
yürüyorum
gözlerini kaybeden bir kervan
görüyorum
geride, okunmayan silik izler
kalıyor
kaktüs hala toprağı uykuda yakalıyor
tarihin her sayfası soluyor pare
pare
karasevda burcunu yıkıyorsun,
Gülnare
Azerbaycan ufkunda bir divanedir
gönül
böylesi tarümar olmadı belki de gül
toprak, bir bakışınla kızıl renge
büründü
yıldızlar ülfet için gündüz vakti
göründü
gözlerin binlerce yıl ötesinden
yadigar
nerdesin, ey Bakü’den, Gence’den
esen rüzgar
yaldızlı perçemlerin ıslandıkça
uzuyor
yalnızlık damla damla şakağından
sızıyor
bazen öfke, kavgayı sevenlerin
ardında
mahülya ve hüzün; bazen korku ve
sevda
çiçeklerin yurdunda yalnız senin
kokun var
bazen uzaktan uzak, bazen yakın bir
duvar
karanlığa mahkumdur gökte sensiz,
sitare
ruhumu zevalinle buuşturma, Gülnare
soluğun ab-ı hayat mıdır; filizlendi
kül
siyah bir lale gibi aynaya düştü
kakül
kırdın yüreğimdeki saatin akrebini
kuruttun düşlerimin hayal
mürekkebini
hangi ırmağa baksam akıyorsun
derinden
Hazar, acılarınla ağlıyor kederinden
kuduran bir denizde benziyorsun
şikare
görebilseydi seni ejderhalar,
Gülnare
gözlerinden fışkıran yanardağlar
sönerdi
o ısırgan bakışlar balmumuna dönerdi
oysa şimdi su sarhoş; balıklar geldi
dile
dalgalar son bir umut vuruyor sahile
Nahcıvan, hasretinle alevlenen sır
çerağ
seninle firakını unutuyor Karabağ
göğsünde, kıskandığım bir rüyadır
kırmızı
nerdesin, ey masallar ülkesinin son
kızı
bırakıp gittin beni umarsız bir
efkare
haber gönder, nerdesin, nerdesin ey
Gülnare |