Bir yağmur damlası gibi
kalbime düştün,
Islaklığın banaydı ve
sımsıcaktı iyimserliğin,
Gökkuşağının rengi dokunmuştu
gözlerine,
Gülerken hayat gülerdi, güller
açardı,
Yanaklarının al al renginde.
Gülüşlerin umuda koşardı,
Kanatlanırdı güzelliğin ve
gözlerime uçardı.
Oradan da bir damla yaş olur,
kalbime çiçekler ekerdi.
Yürürken endamın,
Nazlı bir çiçeğin rüzgarlarda
alımlı dansına benzerdi.
Güneş gölge olurdu adımlarının
ahengine,
Konuşurken kıskanırdı şairler,
Dudaklarından dökülen
kelimeleri,
Harfler kendi güzelliklerini,
senin sesinde tadardı.
Sesler sana ulaşmak için,
pervaneydi kulaklarında,
Seni, esen rüzgarlar,
Saçlarına dokunmak için
yarıştaydılar.
Sana dokunmak için,
Hayaller kurardı ipek
böcekleri.
Yanından geçmek için yol
gözlerdi küçük bir taş
parçası.
İsimsiz bir şehrin, isimsiz
sokağında.
Kim bilir kaç kişi beklerdi,
Gözlerinden dökülen bir
bakışın seyri,
Gözlerime vursun diye.
Uyurken hayalinde olmanın
güzelliğini,
Kaç kişi kurdu kim bilir.
Bülbülü güle küstürdün, seni
söyler şimdi,
Gül düşmanın oldu.
Kahrından soldu bilir misin.
Sen kimi sevdin, hayat düşmanı
oldu
Ben de seni sevdim, ama
kimseye söyleyemedim.
Kendime bile.
01.02.1998