|
Bu hutbe İslam peygamberi Hz
Muhammed S.A.V. tarafında
hicretin 9. Miladi 631 yılında
Mekke’de Arafat’ta 140.000 kişiye
irâd buyrulmuştur.
Hamd Allâh’a mahsustur. O’na hamd
eder, O’ndan bağışlanmak diler ve
O’na tevbe ederiz. Nefislerimizin
şerlerinden ve amellerimizin
günahlarından Allâh’a sığınırız.
Allâh’ın doğru yola ilettiğini
saptıracak, saptırdığını da doğru
yola iletecek yoktur.
Şehâdet ederim ki: Allâh’tan başka
ilah yoktur. O birdir. O’nun eşi ve
ortağı yoktur. Yine Şehâdet ederim
ki: Muhammed S.A.V. O’nun kulu ve
Râsûlüdür.
Ey Allâh’ın kulları!
Ben size Allâh’tan korkmanızı
tavsiye ve O’na itaate sizi teşvik
ederim. Sizi hayr olan şeyden söz
açmak ister ve bundan sonra derim
ki: Ey İnsanlar; Sözlerimi iyi
dinleyiniz? Vallâhi bilmiyorum.
Belki de şu durduğum yerde, bu
yılımdan sonra sizinle bir daha
buluşamayacağım!
Dikkat ediniz! Belki bu yılımdan
sonra, beni bir daha
göremeyeceksiniz. Sözlerimi iyice
dinleyip ezberleyen kişiye Allâh
rahmet etsin. Belki anlayan anlamaya
iletip anlatır. Anlayan da belki
kendisinden daha anlayışlı olana
iletir!
Rabbinize kulluk ediniz: Beş vakit
namazınızı kılınız! Ramazan ayında
orucunuzu tutunuz! Beytullâh-ı Hacc
ediniz! Zekâtınızı gönlünüzden
koparak gönül hoşluğu ile veriniz!
Yüce Râb’bınızın cennetine
girersiniz.
Ey insanlar!
Bu hangi gündür? Diye sordu: ‘Allâh
ve Râsûlü daha iyi bilir’ dediler.
Bu ayınız hangi aydır? diye sordu:
‘Allâh ve Râsûlü daha iyi bilir’
dediler.
Bu beldeniz hangi beldedir? diye
sordu: ‘Allâh ve Râsûlü daha iyi
bilir’ dediler.
Gününüz haram ve dokunulmaz bir
gündür! Ayınız haram ve dokunulmaz
bir aydır! Beldeniz Haram ve
dokunulmaz bir beldedir!
Ey insanlar!
İşte kanlarınız ve mallarınız da
Yüce Râb’bınıza kavuşuncaya kadar,
bu gününüzde, bu ayınızda, bu
beldenizde olduğu gibi, bir birinize
haram ve dokunulmazdır!
Haberiniz olsun ki: Ben önceden
gidip havuz başında sizi
bekleyeceğim. Başka ümmetlere karşı
sizin çokluğunuzla övüneceğim. Sakın
çok günah işleyip yüzümü kara
çıkarmayınız! Benden görmüş, benden
işitmiş, benden sormuş olduğunuz
şeylerde, bana isnat ederek yalan
uyduran kimse, cehennemdeki yerine
hazırlansın!
Haberiniz olsun ki: Ben bir takım
erkek, kadın insanları kurtaracağım.
Kurtarmak isteyeceğim diğer bir
takım insanlara gelince onları da
kurtarmak için üzerlerine düşecek
ısrar edeceğim. Ya Rabbi! Bunlarda
benim sahabelerimdir diyeceğim. Yüce
Allâh ta : “Senden sonra onların
neler yaptığını sen bilmiyorsun
buyuracaktır” buyurdu.
Ey Allâh’ım bunlara tebliğde
bulunduğuma şâhit ol!
Sizler muhakkak Râb’bınıza
kavuşacaksınız. Amellerinizden
işlediklerinizden sorguya
çekileceksiniz! Tebliğ ettim mi?
(Elini semaya kaldırdı) Ey Allâh’ım
bunlara tebliğde bulunduğuma şâhit
ol! Ey Allâh’ım bunlara tebliğde
bulunduğuma şâhit ol!
Kimin yanında emanet varsa onu hemen
sahibine teslim etsin.
İyi biliniz ki: Üç şey Mü’min ve
Müslümanların kalplerine kin ve
kıskançlık sokmaz.
1-
Allâh’a ihlâslı olarak amel etmek.
2-
Emir
sahiplerine nasîhatte bulunmak.
3-
İmân
ve sâlîh amelde olmak.
İyi biliniz ki cahiliyet devrine ait
her şey, ayaklarımın altına konulmuş
hükümsüz sayılmıştır. Bu cümleden
olarak cahiliyet devrine ait bütün
kan davaları kaldırılmış hükümsüz
sayılmıştır. Kaldırdığım hükümsüz
saydığım ilk kan davası da bize kan
davalarından İbn-i Rebiâ bin Haris
bin Abdulmuttâlib’in kan davasıdır.
Cahiliyet devrindeki olan bütün
faizlerde kaldırılmış hükümsüz
sayılmıştır. Kaldırdığım hükümsüz
saydığım ilk saydığım ilk faiz Amcam
Abbas bin Abdulmuttâlib’in faiz
alacağıdır. Onun tümü kaldırılmış
hükümsüz sayılmıştır. Fakat
anaparalarınız size aittir. Sizin
hakkınızdır. Ne bundan fazlasını
isteyip borçlulara zulmediniz, ne de
hakkınızdan aşağı alıp mazlum
durumuna düşünüz! Allâh faiz yoktur
diye hükmetmiştir!
Şimdi ey insanlar!
Şeytan muhakkak ki: Şu toprağınızdan
kendisine tapılmaktan temelli olarak
ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun
dışındaki ufak tefek işlerinizde ona
itaat edecek olursanız bu onu
hoşlandıracaktır. Dininiz üzerinde
ondan sakınınız!
Allâh katında ayların sayısı on
ikidir. Bunlardan dördü haram
aylardır ki, üçü birbiri ardınca
gelir: Zilkade, Zilhicce, Muharrem.
Diğeri ise Recep’tir.
Ey insanlar!
Kadınlar hakkında Allâh’tan
korkunuz! Çünkü siz onları ancak
Allâh’ın emaneti olarak aldınız ve
kendi ileri ile evlenmeyi de,
Allâh’ın kelimesi emir ve müsaadesi
ile helal edindiniz.
Ey insanlar!
Şüphe yok ki: Sizin kadınlarınız
üzerinde hakkınız vardır. Onların da
sizin üzerinde hakkınız vardır.
Sizin onlar üzerindeki hakkınız:
Döşeğinize hiç kimseye sizden
başkasına ayak bastırmamaları, arayı
açacak fuhuş irtikâp etmemeleri,
istemediğiniz kimseyi izniniz
olmadıkça evlerinize sokmamalarıdır.
Eğer onlar bunu aksini yaparlarsa
Allâh size onlara yatakta yalnız
bırakmanıza izin vermiştir.
Kendilerini incitmeyecek derecede
dövebilirsiniz. Eğer uysallık
ederlerse onların üzerinizdeki
hakkı: İyilikle memleket adet ve
geleneğine göre kendilerinin bütün
yiyecek ve giyeceklerini
sağlamaktır. Kadınlar hakkında
hayırlı olmanızı size tavsiye
ederim. Çünkü onlar yanınızda
zayıftırlar. Emanettirler.
Ey insanlar!
Size tebliğ etmiş olduğum sözlerimi
aklınızda iyice tutunuz! Ben size
öyle bir şey bıraktım ki: Ona
sımsıkı sarılırsanız hiçbir zaman
sapmazsınız. O,
1- Allâh’ın kitabıdır.
2- Allâh’ın Peygamberinin sünnetidir
ve
3- Ev halkımdır.
Ey insanlar sözümü iyi dinleyiniz ve
aklınızda tutunuz. Müslüman
Müslüman’ın kardeşidir ve böylece
bütün Müslüman’lar kardeştirler.
Kişiye kardeşinin malı –kendisi onu
gönlünden koparak vermiş olmadıkça-
helal olmaz. Kendinize zulüm ve
yazık etmeyiniz!
Allâh aşkına tebliğ ettim mi? diye
sordu. Müslümanlar : ‘Allâh için
evet dediler!’
Ey Allâh’ım şahit ol!
Sakın, benden sonra kafircesine
cahiliye haline dönmeyiniz ve
birbirinizin boynunu vurmayınız!
Ey insanlar!
Râbbiniz bir babanız birdir.
Hepiniz, Adem’in soyundansınız.
Adem’de topraktandır. Allâh en
şereflisiniz, en muttaki olanınız,
Allâh’ın emirlerini en çok yerine
getiren, yasaklarından da, en çok
sakınanınızdır. Arab’ın Arap
olmayana üstünlüğü ancak takva
iledir.
Tebliğ ettim mi? ‘Evet’ dediler.
Sizden burada bulunanlar, bunları,
bulunmayanlara da, tebliğ edip
ulaştırsın.
Ey insanlar! Şüphe yok ki: Her hak
sahibine hakkını vermiştir. Varis
için vasiyete gerek yoktur. Çocuk
kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir.
Zâni için mahrumluk vardır.
Kendisini, babasından başkasına
nispet eden kişi Allâh’ın,
Meleklerin, ve bütün insanların
lanetine uğrasın! Allâh öylelerinin,
ne tevbe ve nafilesini ne de fidye
ve farizasını kabul eder.
Ey insanlar! Size azası eksik bir
köle de, amir tayin edilecek olsa,
sizi, Allâh’ın Kitâbı ile idare
ettiği zaman onu, dinleyiniz ve
kendisine itaat ediniz.
Size ben sorulacağım. Peygamberlik
vazifemi ifa ettim mi? diye sordu.
Ashâp: ‘Peygamberlik vazifemi ifa
ettin bize tebliğ ettin’ dediler.
Bunun üzerine şehadet parmağını
havaya kaldırdı. Allâh’ın şahit ol!
Allâh’ın şahit ol! Allâh’ın şahit
ol!
Kaynak: Mehmet Asım Köksal, İslam
Tarihi, Cilt 17, Sahife 252-261
|